Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Riders on the Storm | The Doors

  Tüm bir yıl geride kalmış: yorgunluklar, hüzünler, kahkahalar, gözyaşları, eski dostluklar… Şimdi ise umut dolu yeni bir yıl kapıda. Eşinizi ve çocuklarınızı yanınıza alıp şehrin gürültüsünden uzak, birkaç günlük sakin bir yılbaşı tatiline çıkıyorsunuz. Yeni yıla en sevdiklerinizle girmek, birlikte dilek tutmak fikri yüreğinizi ısıtıyor. Serin ve kapalı bir cumartesi sabahı yola koyuluyorsunuz. Bazen sevdiğiniz şarkılara eşlik ediyor, bazen ağlayan bebeğinizi ninniyle avutuyor, bazen de çocuklarınıza bilmeceler sorarak yolun keyfini çıkarıyorsunuz. Her şey sıradan bir yolculuk gibi akıp giderken, gök birden çatlıyor. Şiddetli bir sağanak başlıyor. Bu sırada yolda mahsur kalmış, otostop çeken bir adamı görüyorsunuz. Perişan hâlde. “En kötü ihtimalle en yakın benzinlikte indiririz” diye düşünüyorsunuz. Ona acıyıp arabayı durduruyorsunuz. Ve işte tam o anda, sanki havanın uğultusuyla birlikte tüyleri diken diken eden bir melodi yükseliyor. İçinize soğuk bir ürperti işliyor. Bir ...

Blackbird | The Beatles

  Irkçılık, Amerika başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde, yüzyıllar boyunca siyahların üzerine ağır bir gölge gibi. Nice acıklı hikâye vardır; ama benim belleğimde en çok yer edenlerden biri Green Book filminde anlatılan hikâyeydi. Bir yanda bağnaz önyargılarla büyümüş beyaz bir şoför, diğer yanda zarafeti, eğitimi ve muazzam virtüözlüğüyle büyüleyen bir caz piyanisti... Piyanist, üst sınıftan kalabalıklara konserler verirken hayranlıkla alkışlanıyordu. Fakat sahnede alkışlanan o eller, kuliste aynı saygıyı görmüyordu. Filmin bir sahnesinde, kısa bir ara sırasında lavaboya gitmek istediğinde görevli onu dışarıdaki “özel” tuvalete yönlendirir. O tuvalet, dökülen tahtaları, karanlığı ve pisliğiyle insana hakarettir. İşte tam da o an, bir insanın yalnızca teni yüzünden ne denli aşağılanabileceğini, hiç beklenmedik bir sahneyle güçlü bir şekilde hissettirmişti. Tabiki ırkçılık sadece bir film sahnesinden ibaret değildi. Özellikle 1950 ve 60'lı yıllarda siyahiler lehine pek çok...

Gimme Shelter | Karanlık Bir Marş

  Yıl 1969… Dünyanın üzerine kara bulutlar çökmüş, Vietnam’da savaşın kanı ekranlara taşmış, sokaklarda yangınlar, suikastler ve şiddet yankılanıyor. O karanlık atmosferin tam ortasında, The Rolling Stones, insanlığın çırpınışlarını ölümsüz bir şarkıya dönüştürdü: “Gimme Shelter.” “Let It Bleed” albümünün açılış parçası olan şarkı, hiçbir zaman single olarak yayınlanmadı ama grubun en ikonik eserlerinden biri hâline geldi. Dört buçuk dakikalık bu karanlık marş, bir rock şarkısından fazlasıydı. Keith Richards, 1968 sonbaharında, Londra’da bir apartman dairesinde otururken gökyüzü birden karardı. Nitekim, Londra’nın kasvetli ve yağışlı olağan havasının da üzerinde dikkat çekici, aşırı bir fırtına koptu. Pencereden seyrettiği insanların telaşını, koşuşturmasını ona tek bir düşünceyle ilham etti: hayatta kalmak için sığınacak bir yer arayışı. Richards’ın gitarından dökülen ilk riff, bu fırtınanın sesiydi aslında. Ama şarkının kasveti yalnızca gökyüzünden gelmiyordu. Richards, ayn...