Tüm bir yıl geride kalmış: yorgunluklar, hüzünler, kahkahalar, gözyaşları, eski dostluklar… Şimdi ise umut dolu yeni bir yıl kapıda. Eşinizi ve çocuklarınızı yanınıza alıp şehrin gürültüsünden uzak, birkaç günlük sakin bir yılbaşı tatiline çıkıyorsunuz. Yeni yıla en sevdiklerinizle girmek, birlikte dilek tutmak fikri yüreğinizi ısıtıyor. Serin ve kapalı bir cumartesi sabahı yola koyuluyorsunuz. Bazen sevdiğiniz şarkılara eşlik ediyor, bazen ağlayan bebeğinizi ninniyle avutuyor, bazen de çocuklarınıza bilmeceler sorarak yolun keyfini çıkarıyorsunuz. Her şey sıradan bir yolculuk gibi akıp giderken, gök birden çatlıyor. Şiddetli bir sağanak başlıyor. Bu sırada yolda mahsur kalmış, otostop çeken bir adamı görüyorsunuz. Perişan hâlde. “En kötü ihtimalle en yakın benzinlikte indiririz” diye düşünüyorsunuz. Ona acıyıp arabayı durduruyorsunuz. Ve işte tam o anda, sanki havanın uğultusuyla birlikte tüyleri diken diken eden bir melodi yükseliyor. İçinize soğuk bir ürperti işliyor. Bir ...